Özellikle 12 Eylül döneminde zindanlardaki siyasi mücadelede en çok baş vurulan eylemler Açlık Grevi ve Ölüm Oruçlarıydı. Bu eylemlerde yaşamını yitiren pek çok devrimci oldu; eylemler sonucu geri döndürülemez sakatlıklara uğrayanlar da... Siyasi tutsakların hemen hepsinin yaşamında ölüm oruçları ve açlık grevleri ile ilgili acı tatlı çok önemli anıları, bir deneyimleri olduğu muhakkak. "ÖLÜM ORUCU" eylemlerinin devrimci direniş edebiyatının ve teorik tartışmaların ön planında yer aldığı söylemek yanlış olmaz. Ölüm Orucu’nun bir hak arama ve direniş yöntemi olarak öne çıkması, tutsakların kendi bedenlerinden başka aktif bir ARAÇ kalmadığı koşullarda öne çıkıyor. Bu düzlemde iktidarın insan bedeni ve zihnini teslim alma, kendisine tabi kılıp kılamama mücadelesinin özne ve nesnesinin tamamen tutsakların bedeni olduğu koşullar söz konudur. Bu çatışma hiçbir dışsal araç olmaksızın sadece bedenimiz üzerinde verilen bir mücadeledir. Dışarıdan çok saçma göründüğü kadar, yaşandığı ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar