1989 yerel seçimlerinde iş başına gelen ve Kürt meselesine duyarlı bir siyasi çizgide duran Diyarbakır Belediye Meclisi (Başkan Turgut Atalay. SODEP dönemi), 1991 yılında Halepçe Katliamı'nı anmak amacıyla şehre bir anıt dikilmesi kararını aldı. Atalay, seçim çalışmalarında "Diyarbakır'a bir Halepçe Anıtı yaptırma" vaadinde bulunuyordu.
Diyarbakır Belediyesi bu amaçla 1991 Yılında "Halepçe Anıtı Projesi" için bir yarışma açtı. Ben de o zaman 12 Eylül dönemi tutukluğum bitmiş cezaevinden yeni tahliye olmuştum. Geçici olarak İzmir'de kalıyordum.
Oradaki arkadaşların da destekleriyle, Anıt için kurallara göre bir proje hazırlayıp, Diyarbakır Belediyesi'ne gönderdim.
Sonuçlar açıklandığında Proje yarışmasını Heykeltıraş Şiyar Epözdemir'in kazandığı açıklandı. Gerçekten de etkili bir çalışmaydı kazanan, torununa sarılmış olarak can vermiş olan dedenin heykeliydi.
Fakat sonuçta sömürgeci bürokrasi Diyarbakır Belediyesi'ne burada bir "HALEPÇE ANITI" yaptırtmadı. Karar, (OHAL) Bölge Valiliği ve merkezi hükümet tarafından "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı" olduğu gerekçesiyle engellendi. Belediye yetkilileri hakkında adli/idari soruşturmalar açıldı.
Bu proje için yaptığım çalışmanın çizimini 1993 yılında Komal yayınlarında Kartpostal olarak yayınlamıştık. (Yazının sonuna bu Kartpostal'ın görselini ekledim.)
Yıllar sonra Güney Kürdistan'da yönetim aşağı yukarı stabil bir hale geldiğinde katliamın yaşandığı HALEPÇE kendinde bir anıt yaptığını öğrendik. O günlerde gelen fotoğraflar net değildi ama anıt mimarısı beni Diyarbakır Belediyesi'ne gönderdiğim projenin biraz değiştirilmiş hali olduğunu gördüm. Tabi buna hem çok sevindim hem şaşırdım.
Güney Kürdistan'a giden, bir kısmı da gazeteci olan pek çok arkadaşa Halepçe'deki Anıtı'n mimarının, tasarımcısının kim olduğunu öğrenmelerini, benim projemden yararlanıp yararanmadıklarını, bu konuda bir açıklama yazısı olup olmadığını öğrenmek istedim. Maalesef arkadaşların hliçbiri bu konuda dönüş yapmadı. 2010'lu yıllarda Gelawej sitesinde, bir kaç kez de Facebook'da bu konuyu paylaştımsa da ne doğrulayan ne de yalanlayan bir dönüş olmadı.
Kimsenin Anıtın tasarımcısını merak etmediği, konuyu önemsemediklerini düşünerek artık ben de sormayı bıraktım.
Bu gün sevgili dostum, arkadaşım TANER BAYRAK son günlerdeki AI dostluğu içinde, eğer benim HALEPÇE anıtı projem aslına uygun olarak realıze edilmiş olsaydı nasıl görüneceğine dair bir görsel üretmiş. Doğrusu bu haliyle görmek beni heyecanlandırdı ve sizinle paylaşmak istedik. Çok teşekkürler Taner...
Bir de benim tasarımımdaki anlam ve ayrıntılara ilgili bilgi vermek isterim. Gökyüzüne doğru uzanıp birleşip kenetlenmiş 4 kol var. Bunlar Kürdistan'ın dört parçasındaki halkımızın mücadele birliğini sembolize ediyor.
Gökyüzüne uzanan dört el, dört parçanın birliğini ifade ettiği gibi her elin de farklı bir duruşu vardır; birisi sıkılmış bir yumruk biçimindedir (TEKOŞIN); (Tekoşin); Birisi zafer işareti yapmaktadır (SERKEFTİN); Birisi yakarış, yardım çağrısı yapar (HAWAR); birisi de gelecek için istek ve amaçları ifade eder (HÊVÎ) ....
Ellerin farklı duruşları, birlik içinde FARKLILIKLARIN da kabulü anlamına gelir..
Zeminin dört kenarında yine dört parçadan mücadele ve yıkım anılarını gösteren kabartmalar bulunur. Bunlar ülke olarak nasıl tarihsel ve toplumsal bir zeminden bulunduğumuzu yükseldiğimizi hatırlatır.
Projenin bir başka detayı da gece ışıklandırması sırasında ellerin içinde laser veya başka bir ışıklandırma sistemiyle KESK, SOR, ZER. SPÎ ulusal renklerin gökyüzüne doğru yansıtılmasıydı.
İlişikte hem bu "tamamı olsaydı nasıl olurdu" tasarımları ve bugünkü orijinal Halepçe Anıtı görüntülerini paylaşıyorum,
Helepçe, "El-Anfal" olarak anılan ve yaklaşık 200 bin kişinin katledildiği soykırım sürecinin bir parçasıydı.
Anılarına saygıyla...
(Anıt Projesinin gece görünüşü, AI yardımıyla görselleştirildi / Taner Bayrak)



Yorumlar
Yorum Gönder