İ.Beşikci'nin "12 yıl 8 ay sonra 2. önsöz"ü üzerine / Recep Maraşlı

recep maraşlı

 

İ. BEŞİKÇİ’nin “12 yıl 8 ay sonra ikinci önsöz”ü üzerine

Komal

 

KOMAL Basım/Yayım/Dağıtım Yayın No: 43

îlişki adresi: Box: 105 4019 Basel/Suisse

 

 

Dizgi/Baskı:

Rızgari Basın/Yayın Merkezi

1. Basım: Aralık/1990

 

SUNUŞ

Son dönemlerde, geçmişten daha farklı ve alt düzeylerde bir İ. BEŞİKÇİ tartışması egemen biçimde sürdürülmektedir. Bu gelişmenin sorumluluğunun büyük bir bölümü de i. BEŞİKÇi1 ye aittir. . .

İ. BEŞİKÇİ'nin geçmiş süreci ve "sosyalist" ve "demokratlar"ın olumsuz ve hatta tecrit siyasetleri toz duman içerisinde kaybolup gitti gibi gözüküyor. Artık, "sosyalist" ve "demokratlar" bu "yeni" süreçte İ. BEŞİKÇİ'yi "en iyi savunan benim(!)" yarışındalar. i. BEŞİKÇİ'yi keşfetmeleri elbette olumlu bir durumdur, ancak, geçmişteki davranışlarını devrimci ve demokrat bir öz-eleştiriden geçirebilselerdi daha da olumlu olabilirdi. .

İ. BEŞİKÇİ bugün siyasal bir tercih de yapmıştır. Bu bizi pek ilgilendirmiyor. BEŞİKÇİ'nin yeni tezleri ve siyasal tercihi ideolojik ve siyasal olarak ele alınır ve eleştirilir. Bu eleştirilere BEŞİKÇİ de karşı koyar ya da koymaz. Önemli olan BEŞİKÇİ'nin siyasal bir tercihle saf tutmasının yanında bazı süreçleri görmezlikten gelmesi ve bilerek atlamasıdır. Hatta daha da ileri giderek haksız bir temelde suçlamalarda bulunmasıdır. Bu, bazı süreçlerin bitiril­mesi anlamına gelmektedir. KOMAL da bu süreçlerden biridir ve bizim bu uygulanmak istenen programa bütünü ile karşı durmamı­zı gerektirmektedir.

KOMAL, herkes in köşe bucak kaçtığı ve ezop dilinin hüküm sürdüğü bir dönemde hiç bir baskıdan çekinmeden "bilinen" bütün olanaksızlıklarına karşın i. BEŞİKÇİ1nin tezlerini ve KUKM açısından değerli birçok belgeseli kamuoyuna sunmuştur. Bu çalışmalarının en baş tanıklarından ve emektarlarından biri de BEŞİKÇİ'dir.

BEŞİKÇİ'nin ard arda yayımlanan üç kita­bında görünen eksiklik ve atlamalar, son olarak Belge yayınları arasında çıkan "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi (1935)" kitabının önsöz'ünde. suçlamalara ve kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine ulaştı. . Bu yanlış    bilgilerin ortadan kaldırılması açısından Yayınevimizin sahibi ve o dönemin sorumlu yönetmeni R. MARAŞLI'nın 22 Kasım 1990 tarihinde İ. BEŞİKÇİ'ye yolladığı mektubu yayınlamayı gerekli gördük. Ayrıca, basına da açıkla­dık.

Aslında Rızgari-Komal Süreci ile ilgili olarak BEŞİKÇİ'y1e bir iç tartışma sürdür­meyi istiyorduk. "12 Yıl 8 Ay Sonra İkinci önsöz"deki bilgiler kamuoyuna sunulduğu için artık yayın düzeyinde cevap vermenin ve bazı tezleri de irdele­menin uygun olacağı inancındayız.

Asgari hedef olarak Kürdistan'ın bağımsız­lığı ve Kürt Ulusu'nun Özgürlüğü'nü amaçlayan KUKM'nin; geçmişteki radikal çıkışlarını her düzeyde koruma, bilimsel düzeyde yanlış ve doğrularıyla yeni kuşaklara aktarma zorunluluğu vardır. Bu süreç, sömürgecilerin her türden baskıla­rına karşı; sağ ve sol oportünist saldırı­lara karşı; sosyal-şöven ve Kemalist tecavüzlere karşı korunmak zorundadır ve korunacaktır. Herkes bunu böyle bilsin. . .

Saygılarımızla.

ARALIK 1990

               

KOMAL               

Basım/Yayım/Dağıtım

 

 

 

 

Sayın i . Beşikçi'ye;

Çok değerli Hocam;

"Tunceli Kanunu (1935) ve Dersim Jenosidi" kitabı­nızın Belge Yayınları tarafından çıkarılan ilk basımı yeni elimize geçti. Bu incelemenin, külleri içinden yeniden doğmasına ve yayınlanmasına çok sevindik. Çok önceleri yayınlanmış olması gereken bu eserin nihayet basılabilmiş olması hepimiz için bir kazançtır. Büyük mutluluk duydum.

Kitabın ilk baskısında yer alan "12 Yıl 8 Ay Sonra İkinci Önsöz" de KOMAL Yayınevi'ne yönelik belirlemelerinizin ise oldukça manidar ve haksız olduğunu düşünüyorum. Yazım tarihi "Aralık 1989" olarak gösterilen bu yazıyı kaleme almış olmanız­dan dolayı da çok üzüldüm.

İzin verirseniz önsözdeki suçlayıcı belirlemeleri­niz konusunda birkaç şey söylemek istiyorum. On yıldır KOMAL Yayınevi kollektifinin çalışmalarını her düzeyde savunmak, günahı ve sevabıyla üstlenmek görevi ve sorumluluğuyla karşı karşıya kaldım. Bu benim için onurlu bir görevdir. Ama, KOMAL1ı suçla­malarına karşı savunmayı düşünebileceğim en son insan siz olduğunuz için, şimdi bundan ayrıca acı duyuyorum. Doğaldır ki. önsöz'deki belirlemelere karşı kendimi muhatap kabul ediyorum;Çünkü, KOMAL Yayınevi kollektifinin bir üyesi olarak hem bu gelişmelerin yakın tanığıyım, hem de sizin belirt­tiğiniz türden bir "ihmal" ve hata ima edildiği gibi bir "kasıt" varsa sorumluluğuna da ortağım.

Önsözde; incelemenin Nisan 1977'de basıma hazır biçimde Komal'a teslim edildiğini; 1977 yılında yayınlanan Lucien Rambout'un "Kürdistan" isimli eserinin son sahifesinde kitabın basılacağı ilanının duyurulmasına rağmen, kitabın 1977, 1978, 1979, 1980 yıllarında "çok da iyi anlayamadığım nedenlerle" basılmadığını söylüyorsunuz. "12 Eylül döneminde ise bu ihmalkarlık daha da kötü bir sonuca ulaştı. Çünkü yayınevi bu incelemeyi 1981 yılı başlarında kaybetti " diyorsunuz.

Hemen ve öncelikle şunu belirtmek istiyorum. "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin orjinal metni "kaybedilmedi. " 12 Eylül koşullarında, dışarı çıkarılmak için gönderildiği Mersin'de genel bir operasyona rastlıyarak polisçe ele geçiri İdi. Legal çalışma düzeylerinden illegal çalışmalara uyarlan­maya çalışılan, genel bir örgütsüzlük ve dağınık­lık içindeki Türkiye ve Kürdistan devrimci hare­ketlerinin koşulları. devlet terörünün boyutlanması operasyonlar, vb. gibi sizin de koşullarını yakın­dan bildiğiniz bu dönemde bu metnin polisçe ele geçirilmesini "kaybettiler" olarak tanımlamanızı yadırgıyorum.

Değerli Hocam; bildiğiniz gibi 1980'den sonra Komal'ın Türkiye'de artık legal yayın yapmasının koşulları yoktu. Bu bağlamda yayın programımızın ilk sırasında duran "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"ni de basamayacaktık. Bu sonuca vardığımız için 1980'de Almanya/Duisburg'da faaliyete geçen "Dengê Komal" tarafından yayınlanmasına karar verdik. Daha önce Ankara, İstanbul, vb. değişik yerlerde bulunan, yayın programımızdaki öbür metinlerin orijinalleri ile birlikte "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"ni de İstanbul'da bir araya getirdik. Amacımız, en güvenli yoldan bu metinleri yurtdışına ulaştırmaktı. Sıklaşan ope­rasyonlar, baskılar, aramalar ortamı içerisinde bu, 1 hem çalışmaları güvenceli bir alana taşımak, hem de basım olanakları açısından gerekliydi. Bu metinler 12 Ey1ü1'ün koşulları içinde oldukça gü­venli bir yöntem ve kurye ile Mersin'e gönderildi. Koli Mersin‘deki yoldaşlarımız tarafından yurtdışına çıkarılmak' için planlanmış ve bunun için gerekli bağlantılar yapılmıştı. Çok kötü bir rast­lantı sonucu Mersin'deki bekleme süreci içinde ko­linin bulunduğu mahalde yapılan genel bir ope­rasyon sırasında ve kolinin emanet edildiği arka­daşın da bazı hataları sonucu koli ele geçmişti.

Bu olay bizde büyük bir şok yarattı. Çünkü çok önemli bir kayıptı. Bölgedeki arkadaşlarımız uzun bir süre kolinin polisten geri alınmasının yolla­rını aradılar. Çünkü o dönemde 'deki bazı arkadaşlarımız aracılığıyla alt düzeylerde de olsa bazı girişimlerde bulunmamız mümkün olu­yordu. Bu yolla Mersin 'deki arşiv deposunda araştırmalar bile yaptırdık. Buna rağmen o bölgede bizim ulaşabileceğimiz birimlerde bulunamadı. Bu çabaların o dönemin koşullarına göre gözüpek girişimler olduğunu kabul etmek gerekir. Koli'nin artık bizim ulaşamayacağımız mercilere veya bölgelere aktarılmış olabileceğine ikna olduktan sonra, umudu kestik. Bu durumun bizim için de ne kadar büyük bir yıkım ve moral bozukluğu yarattı­ğını anlatmama gerek yok.

Hatta bu metinlere ulaşabilmek için, o sıralarda yakalanan veya yargılanan, durumu uygun bir arkada­şın bu koliyi üstlenerek mahkeme dosyalarına ve evraklarına girmesini bile düşündük. Ama, böyle uygun bir fırsat olmadı. .

Bir yazarın eserinin "yok" olmasından duyduğu, duyabileceği acıyı, çöküntüyü yakından biliyoruz. Çünkü, aynı acıları biz de yaşadık. El emeği ve göz nuru verilmiş, yılların birikimi ve çabasıyla birçok inceleme, metin çalışması bu veya buna benzer operasyonlarda ele geçirildi, yağmalandı. Bu kayıplar yalnız onu üretenler için değil, bütün bir toplum için özellikle de bu tür çabalara çok büyük gereksinme duyan Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketi için önemli kayıplardı. .

"Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" eserinin orijinal metninin bulunduğu koli de bununla beraber 0. Kotan11n çok uzun süreden beri üzerinde çalıştığı "Çağdaş Kürdistan Tarihi"nin yüzlerce sahifelik taslakları da vardı. Üstelik bunların arşivlerde başka bir kopyası da yoktu. Yine aynı yerde, KOMAL'ın yayın programında olan ve redaksi­yonu tamamlanmış iki kitap; RIZGARİ yazı kurulunda görüşülmüş veya görüşülmeyi bekleyen birçok makale ve seri yazı da ele geçmişti. Buradan kolaylıkla anlaşılacağı gibi, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi "incelemesi KOMAL'ın ve RIZGARİ'nin birinci      derecede önem verdiği çalışmalar ve eserler' arasında korunmaya çalışılmıştır.

Bu esere yönelik bir ilgisizlik veya ihmalkarlık söz konusu değildir. Korunmaya çalışılmıştır, ama korunamamıştır. Her ne türden olursa olsun bize emanet edilmiş bir metnin sorumluluğu elbette üzerimizdedir. Eleştirisi bize dönüktür. Ama, kesinlikle Beşikçi1nin eserine yönelik bir "önem sememe", "ihmalkarlık" söz konusu değildir. Bu metinler neden korunamadı sorusunun cevabı, hareketimizin o günkü koşullarda yaratabildiği olanakları ve kadrolarının çalışma kapasitesi ile ilgilidir. Bunun da ötesinde 12 Eylül'deki devlet terörü'nün boyutlarıyla bağlantılıdır.

Tüm bu nedenlerden dolayıdır ki, bu olaya "Yayın­evi 1981 yılı başlarında bu çalışmayı kaybetti " demeniz üzücüdür. Çünkü, bu olayı "kaybetmek" olgusu ile açıklamak, hele hele "ihmalkarlık" gibi bir zaaf yüklemek mümkün değildir. Bunlar kimi durumlarda tek tek insanların iradesini aşan ve kendi koşulları içinde sorgulanması gereken olaylardır. "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" metninin başına gelenler öykülenirken, 12 Eylül’de ki baskı ve devlet terörü ortamının, devrimci hare­ketteki genel dağınıklığın ve kendi yapılanmasın­dan kaynaklanan noksan ve zaafların bir bütün olarak sorgulanması gerekir. Koruyamadığımız, korunamayan o kadar çok değer, o kadar çok emek var ki. . Bunların adını koymak, tanımını yapmak gerekiyorsa bu, herhalde "kaybettiler" gibi, dönemi, insanların çalışma ve mücadele koşullarını hesaba katmayan hafif bir belirleme olmamalıydı. .

Değerli Hocam;

"Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" kitabının1977'den 1981'e gelen serüveni ile ilgili olarak da şunları söylemek isterim.

Kitabınızın ilk baskısının elimize geçtiği gün "Yeni ülke" gazetesinin 2. sayısını da aldık. Gazetedeki makalenizin birkaç yerinde boşluklar bulunuyordu, ve üzerinde "matbaa tarafından basılmadı" diye bantlar çekilmiş; Kürt ve Kürdistan sözcüklerinin geçtiği yerlere noktalar dizil­miş. . Biliyorum ki, bunun nedenleri sizin tarafı­nızdan anlaşılabilmededir. Bunlar çok iyi anlaşılabiliyorsa, 1977-78-79-80 yılları içinde KOMAL'ın koşulları çok daha iyi anlaşılabiliyor demektir.

Bildiğiniz gibi, KOMAL o tarihlerde Kürdistan Sorunu üzerine yayın yapan, çok az sayıdaki yayınevlerinin başında gelmekteydi. Militanca bu işi göğüslemekteydi. 0 dönemde KOMAL1ın Kürt Tarihi, Kürdistan1 ın sosyal-siyasal yapısı üzerin­deki yayınlarına karşı müthiş bir devlet terörü vardı. KOMAL yalnız bu terörü göğüslemekle kalmı­yordu. Kemalizm'in egemen olduğu Türk Solu ve "demokrat" çevrelerinin de ambargo ve tecritini aşmaya çalışıyordu. 0 günlerde şimdi kendini "Kürdistan Ulusal Kurtuluşunun doğal müttefiki" sayan kimi hareketler, KOMAL'ı "burjuva milliyet­çisi ayrılıkçılıkla", sizi de "ayrılıkçı burjuva­zinin tezlerini üreten birisi" olmakla suçluyordu. Sosyal-şöven kuşatma KOMAL'ın yayınlarını dağıt­tırmıyor, satılmasını, basılmasını elinin erdiğin­ce baraj lamaya da çalışıyordu. Kürdistan tabusunun kırılmasından ürken devlet yasal ya da hukuk dışı her yöntemle yayını engellemeye çalışıyordu. Kitaplarımıza daha matbaalarda iken el konuluyor, yayınlarımızı hiç bir dağıtımcı dağıtmak istem;- yor, nakliyeciler taşımıyorlardı. Bürolarımız sık sık basılarak, görevlilerimiz sık sık tutuklanıp işkenceye alınarak yıldırılmak isteniyordu. İşin ilginci, o günlerde bir hayli kabarık olan "sos­yalist" ve "devrimci" potansiyel KOMAL. 'a, daha sonra RIZGARİ ve benzeri diğer kurumlar üzerindeki baskılar karşısında bizleri sürekli yalnız bırakı­yorlardı. Her kitabın yayını, dizgisinden okuruna ulaşıncaya kadar, her anında, gerek devlet terörü­ne, gerekse kendisine karşı uygulanan kuşatmaya karşı kavga verilerek gerçekleştiri1iyordu.

KOMAL'ın mali kaynakları da oldukça kıttı. Sürekli yan desteklere, yardımlara ihtiyaç duyuluyordu. Bıı yüzden KOMAL Yayınevi istese de yayın programında­ki eserleri ardı ardına yayınlayabilmenin mali koşullarına hiç bir zaman sahip olmamıştır. KOMAL'ın üzerindeki ambargo piyasada peşin para ya da iş teslimi koşullarıyla çalışılmasını dayatmıştır bize. Yeni bir katip basımı için yeterli kaynakları biraraya getirmek bizim için her zaman sorun olmuştur. Bunun içindir ki, KOMAL'ın çok seri (örneğin, yiida 3 ya da 4 Kitap bile) finanse edebilecek kapasiteye sahip olmadı­ğını bildiğinizi sanıyorum.

"Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin özgün durumuna gelince; "Bilim Yöntemi, Türkiye'deki Uygulama " serisinin 3. kitabı olan "Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü" ve 4. kitabı olan "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" , KOMAL'ın 1978'dek i yayın programı içindeydi. Fakat, 1978 yılı içeri­sinde sadece Lucien Rambout'un "Kürdistan" isimli kitabı ile, Bilim Yöntemi serisinin 3. kitabı "CHF Tüzüğü ve Kürt Sorunu" adıyla yayınlanmıştı. Serinin 4. kitabının yayın ilanı da bu kitaplarda okura duyurulmuştu.

1978 yılının sonlarında araya çok iyi bildiğinize inandığım olağanüstü koşullar girdi. RIZGARÎ hareketi bölündü. RIZGARİ-ALA RIZGARİ ayrışmasının sancıları yaşandı. Yazı Kurulu'ndaki bölünme sırasında doğal olarak KOMAL Yayınevi'nin kaderi de gündeme geldi. 0 dönemde Yazı Kurulu1nun bazı üyeleri "KOMAL*ın tasfiye edilmesini, mallarının bölüşülmesini ya da Kızılay'a bağışlanmasını" bile öne sürmekteydiler. 1979 yılı, RIZGARİ Hareketi'ndeki bölünmenin yarattığı kargaşa ve kaos ortamı sonucu, KOMAL uzunca bir süre yayın işlevini yerine getirememiştir. Bu dönemde yayın yapmanın olanağı yoktu. Üstelik 1978 yılının sonlarından 1979'un sonbaharına kadar aralarında benimde bulunduğum birçok KOMAL görevlisi ya tutukluydular, ya da aranır koşullardaydılar. İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, KOMAL bürosunu adeta talan ettirmiş, büroda çalışan ve gidip gelenleri sürekli gözaltı ve işkenceye alarak fiilen kapatmıştı.

Bir siyasi hareketteki bölünmenin yaratabileceği tahribatları, israf edebileceği potansiyelleri, olanakları ve zamanı hesaplamanın olanağı yok. Buna bir de o dönemin Sıkıyönetim terörünü ekler­sek, bu olumsuz koşullardan etkilenmenin sadece "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin yayınının aksaması olmadığını takdir edersiniz. 1979 yılının sonunda ise, KOMAL Yayınevi kollektifi yeniden çalışmalarını toparlamaya başladığında, önümüzdeki yayın programının başında yine, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" durmaktaydı. KOMAL bu eserin yayınına özel bir önem vermekteydi. Bu sırada siz, "Kürtlerin Mecburi İskanı" ve "Türk Tarih Tezi/Güneş-Di 1 Teorisi" kitaplarının kesinleşen ceza hükümlerini çekmek üzere İstanbul'da Toptaşı Cezaevine teslim olduktan sonra, RIZGARİ geniş bir kampanya yürütmeyi kararlaştırmıştı. Çeşitli broşürler ve bildiriler yayınladı. Bir kısım mektuplarınızı o koşullarda ancak teksirle çoğalt­mak mümkün olabiliyordu.

1980 yılının başlarında ise, yayın için bazı imkanlar yarattığında KOMAL yayın kollektifi, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" ile RIZGARİ'- nin Beşikçi ile ilgili yürüttüğü kampanyaya biyografi yayınlayarak katılması konusunda bir tercih yapmak durumunda kaldı. Yürütülen kampanya­ya destek vermek amacıyla, KOMAL Yayın Kurulu acil olarak "Kürdistan üzerinde Örgütlü Devlet Terörü, İsmail Beşikçi Biyografisi, Savunmalar- Mektuplar" isimli kitabı yayınlamayı kararlaştır­dı. . Matbaalar Sıkıyönetimin hışmını çekmemek için KOMAL'ın 'kitaplarını basmak istemiyorlardı. Zaten o günlerde birçok ilerici ve devrimci yayın organı basın-yayın merkezlerini Sıkıyönetim olmayan İzmir'e, İstanbul dışına taşımış ya da illegal basım yapıyorlardı. Biyografiyi de bu koşullarda basım merkezini İzmir göstermek sure­tiyle bastırıp, dağıtabildik.

Değerli Hocam;

Burada görüldüğü gibi, KOMAL 1978'de çıkardığı "Bilim Yöntemi Türkiye'deki Uygulama / 3' CHF Tüzüğü ve Kürt Sorunu' "nun ardından iki yıl içinde çıkarabildiği tek kitap vardır; 0 da "İsmail Beşikçi Biyografisi"dir. Bu da bizim son yayınımız olmuştur. Çünkü, 12 Eylül 1980'den sonra artık legal basım/yayım olanaklarını kullan­mak mümkün değildi.

Şimdi yine izninizle sormak istiyorum; Burada "çok da iyi anlaşılmayan nedenler" nelerdir ?

"İhmalkarlık" bunun neresindedir ? KOMAL 1978'den 80 yılına kadar sadece iki kitap yayınlayabilmiş- tir. Eğer Bilim yöntemi serisi 3. kitabının ardından birçok kitap, broşür vb. . . yayınlamış olsaydık da "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" ni basmamış olsaydık, bunun nedeni "çok da iyi anlaşılmayabilir", "ihmalkarlık" hatta "kasıt" sayılabilirdi, önsözde KOMAL'ı kendi amacı olan bu tür değerli çalışmaları yayınlamak konusunda suçlayıcı imalarda bulunmak, uçuca denkleştirilen ifadesi gereksiz özveri ve emekleri görmezlikten gelmek olur.

KOMAL gibi, Kurdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'- nin son derece ihtiyaç duyacağı kurumların, korunamaması, iki yılda ancak bir kitap yayınlaya­bilecek koşullara mahkum edilmesidir asıl sorgulan­ması gereken. KOMAL'a çelme takanlar, onun işlevini görmesinden büyük rahatsızlık duyarak soldan ve sağdan kuşatma altına alanlardır suçlanması gerekenler. KOMAL'ın çok çabaladığı halde yayınlayamadığı, açımlayamadığı daha nice eserler, değerli çalışmalar vardır. Bunların yayınlanamamış olması, KOMAL'ın bilimsel bilgi üretimi ve demokra­tik tartışma ortamına verimli katkılar sunamamış olması da, en az "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosi­dimin yayınlanmamış olması kadar önemli kayıplar­dır. KOMAL, elinde olanaklar, fırsatlar varken bunları yapmamış ya da yapamamış değildir, tersine çalıştırılmamıştır. Sizin bunları bildiği­niz halde, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi" yayınının aksamasından iradi olarak KOMAL'ı sorumlu tutmanız haksızdır.

Değerli Hocam;

Bunları, sizin önsöz yazınızdaki belirlemelerinize karşılık olsun diye ilk kez söylüyor değilim. KOMAL'ın yayın programını gerçekleştiremeyişi, barajlanması ve üzerindeki baskılarla ilgili sıkıntılarımız Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerindeki yargılamalar sırasında savunmala­rımda da dile getirdim.

21 Mayıs 1984 tarihinde Diyarbakır 1 NOLU Askeri Mahkemesine verdiğim yazılı savunmamda da aynı konuya değinmiştik:

"KOMAL1ın yayın politikası ve çalışması, resmi devlet politikasının ırkçı, sömürgeci, anti-komünist, anti-Kürt ve anti-demokratik muhtevası ile şiddetli ve uzlaşmaz bir çelişki halindedir, sorun buradan kaynaklanmaktadır. "

(. . . )

"Teorinin öneminin kavranmadığı, 'nereye' , 'ne için' , 'nasıl' gidildiğinin bulanık ve sisli kaldığı bir ortamdan çıkıp geldik. Sanıyoruz bu durum ve yayın ilkelerimizin nedenli isabetli olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. KOMAL'ın başlattığı ve diğer bir kısım yayınevlerince de üstlenilen bu yayın, kapasitesi itibariyle bilim­sel’ bilgiye en çok ihtiyacı olan, ideolojik ve siyasal ayaklarını bilimsel temellere oturtmak ihtiyacında olan Kürdistanlı ve Türkiyeli sosya­list siyasal güçlerce; genel de ise, demokrat, bilim çevrelerince kabullenilmiş ve yararlanılmış­tır. Başta Kemalistler olmak üzere, burjuvazinin her türden gerici aksiyonu ise, bizim sunduğumuz bu kaynaklara karşı tepkici ve kendi tezlerini çürüttüğü oranda ise, saldırgan olmuşlardır. KOMAL vb. . 'nin bu işlevlerine karşı söyleyecekleri bir söz olmadığı gibi, ellerinde çok geniş yayın olanakları bulunduğu halde; açık tartışmadan köşe bucak kaçarak devreye bizi susturmak üzere; polis terörü, ceza yasaları ve hapishaneleri sokmuşlar­dır.

Değerli sosyolog Dr. İsmail Beşikçi'nin Türk üniversitelerine yönelik eleştirilerini, Kürdistan'ın siyasal tarihine    ilişkin araştırma ve eleştirileri Kürdistan’ın siyasal tarihine iliş­kin araştırma ve tezlerini kapsayan :'Bilim Yöntemi1, 'Kürtlerin Mecburi İskânı', 'Türk Tarih Tezi/Güneş-Dil Teorisi ve Kürt Sorunu', 'CHF Tüzüğü' isimli araştırmalarını yayınlayarak, bilimsel bilgi üretilmesi ve bu alandaki yöntem sorununu da gündemleştirmiştir.

(. . . )

Geçen savunmamda da belirttiğim gibi, KOMAL'ın yayın programının 5 yılda      22           kitabın sadece tek baskısını yapacak kadar az olmasının nedeni; üzerimizdeki terör, siyasal baskı, cezalandırma ve bunlardan doğan ekonomik kaynak yetersizliği­dir. Savcılıkların ve hüküm mahkemesinin 'KOMAL, toplatmalara rağmen iflas etmemiştir' diyerek, aslında baskılar ve yasaklamalar nedeniyle çok az ürün verebildiğimizi dikkatlerden kaçırmaktadır. Oysa, arşivlerimizde, yayın programımıza aldığımız çok değerli tarihi belgeler, araştırmalar bulun­maktaydı. Diğer bazı yayınevlerinin, KOMAL'ın yayın alanında açtığı perspektifte bazı belgeleri sunarak, bu olumlu sürece katkıda bulunmuş olmala­rı bizim için teselli kaynağıdır. "

Değerli hocam; aynı mahkemeye 1983 Kasım'ında sunduğum savunmamda da -yukarıda adı geçen savun­ma- "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin ismi verilerek, bu ve buna benzer daha birçok değerli araştırmayı yayınlayamamış olmamızdan duyduğum üzüntüyü, KOMAL'ın nasıl engellendiğini örneklemek üzere belirtmiştim. Savunmamın orijinali yanımda olmadığı için alıntı yapamadım. Orada, mali kaynak­larımız ve bu yöndeki baskılar da anlatılmaktaydı.

Bu savunma avukatların arşivlerinde bulunabilir.

KOMAL Diyarbakır ve İstanbul'daki yargılamalarda As. Savcılık ve mahkemelerce suçlanmış; yayınlanan her kitabı suç unsuru olarak gösterilmiş; her çalışması cezai müeyyideye bağlanmıştır. Diyarba­kır Synt. As. Mahkemesinde RIZGARİ-ALA/RIZGARİ Davasının İddianame ve Gerekçeli Hükümlerinin deliller bölümünde KOMAL'ın bütün kitapları suç delili olarak sayılmakta, kapaklarına kadar tasvir edilerek, içerikleri özetlenerek sanıkların KOMAL'da çalıştıkları, kitapları okudukları için şiddetle cezalandırılmaları istenmekte ya da cezaya gerekçe olarak gösterilmektedir.

Gerekçeli Hükümde oldukça ilginç belirlemeler vardır. İzninizle ikisini örneklemek istiyorum:

KOMAL (Basım-Yayım-Dağıtım) bürosu hiç bir ünlü Türk yazarlarının romanlarını ve ünlü yabancı yazarların piyasada ilgi                görüp çok miktarda satılarak kar sağlayacak nitelikteki kitaplarını bastırmamıştır. Bastırdığı kitapların çoğu hakkın­da mahkemelerce toplatma kararı verilmiş ve toplatma kararları büyük maddi zararlara sebep olduğu halde, KOMAL iflas etmemiş, ısrarla yine mahkemece toplatma kararı verilebilecek bölücü ibareleri içeren, kurulan örgüt faaliyetlerini işleyen kitapların basımında ısrar etmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, KOMAL ticari bir amaç gütmemiş, kuruluşun masrafları örgüt tarafından karşılanmıştır.

(. . . )

Hakkında toplatma kararı bulunan çek sayıda KOMAL yayını , kitap ve takvimler RIZGARİ ve ALA/RIZGARİ örgüt üyelerinin evlerinde ve ASDK-Derneklerinin binalarında yapılan aramalar sırasında emniyet mensupları tarafından ele geçirilmiştir. "(Es:1981/ 194, 30 Haziran 1982 tarihli Gerekçeli Hüküm)

". . son defa olarak İzmir bürosunda 'Kürdistan Üzerinde örgütlü Devlet Terörü' isimli kitabı çıkardığını ve KOMAL yayınevinin Türkiye ve Kürdistan tarihinde önemli bir yeri olacağını belirttiği anlaşılmıştır.

(. . . )

Sanık savunmaları sırasında kendisinin tutuklanma­sından değil, KOMAL arşivinin ele geçirilmesinden yakınmaktadır. Ve bu arşivin seneler boyu göz nuru dökülerek hazırlandığını belirtmektedir. (. . . )K0MAL ' ın son sahibi bulunan Recep MARAŞLI’nın duruşma­lar boyunca vermiş olduğu savunmalarda yapmış olduğu açıklamalar ve yakalandığı zaman ele geçen ve Recep MARAŞLI'nın söylediği gibi, örgüt mensup­larınca senelerce göz nuru dökülerek hazırlanmış olan KOMAL Arşivi diğer sanıklar ve vekillerini tedirgin etmiştir.

Görülüyor ki, KOMAL'ın bağımsız Kürdistan Özlemi içerisinde yürütülen harekatın içerisinde yer almış olduğu vurgulanmaktadır. . " (Es:1983/22, 25 Mayıs 1984 tarihli Gerekçeli Hüküm. )

Değerli Hocam; biz isterdik ki, siz, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin başına gelen talih­sizlikleri, KOMAL'ın yayın politikasını ve işlevi­ni, içinde bulunduğu mütevazi olanak ya da olanak­sızlıkları, devlet terörünü, Kemalist "sol"un kuşatmalarını, şovenizm'in ambargolarını ve bu karşı yayın kollektifinin konumunu anlatasınız. Çünkü, "Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin başına gelenler KOMAL1ın ya da sizin başınıza gelenlerden farklı değil. Fakat, siz bütün bunları KOMAL’ın "ihmalkarlığı" ile açıklıyorsunuz. Bu çok haksız bir yargı.

Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi kendisi için çok gerekli olan KOMAL gibi kurumlan koruyamıyor, güçlendiremiyor, iki yıl içinde sadece tek kitap yayınlayabiliyor, çok çeşitli güçlükler içinde kalabi1iyorsa, bunu herhalde "ihmalkarlık" gibi küçümseyici terimlerle değil; o kuşatmayı yürüten­lerin, KOMAL1ı çelmeleyenlerin, KOMAL gibi bir yayın odağını güçlendirip, yaşatmayı beceremeyen Kürdistanlı devrimcilerin; bunların da ötesinde Kürdistan üzerindeki örgütlü devlet terörü'nün sorgulanacağı terimlerle açıklamak gerekirdi. Çünkü, KOMAL'ın yayın programının sekteye uğrama­sının nedeni "ihmalkarlık" değil, bu ve benzer nedenlerdir.

Yayın yapamadığı ve arşivleri ele geçtiği için iradi olarak KOMAL1ı suçlamak; bilimsel çalışmala­rınızı 10 yıldır yapamadığınız ve tutuklandığınız için sizi suçlamaya benzer.

Değerli Hocam, KOMAL, bir dönemdeki işlevi ile artık yakın tarihimizin önemli bir parçası olmuş­tur. Onun koşullarını, yaptıklarını ya da yapma­dıklarını objektif ve hakkaniyet ölçüleri içinde savunmak yalnız benim, bizim değil, aynı zamanda sizin de görevinizdir. "Devletlerarası Sömürge Kürdistan" da KOMAL-RIZGARİ sürecine hemen hiç yer vermemiş olmanızı önemli bir noksanlık olarak görmüştüm. Biz sizden bu tanıklığı beklerken, tanıklık gereken yerde susmanızdan; gerekli bütün verilere vakıf olduğunuz halde, hakkının verilmesi gereken yerde KOMAL'a hak etmediği imalarda bulunmanızdan büyük üzüntü duyduğumu tekrar ifade etmek isterim.

Ayrıca, kanımca; "Tunceli Kanunu ve Dersim Jeno­sidinin yeniden yazımının yayınlanması; dizinin daha önceki 4 kitabını yayınlayarak bu konudaki sorumluluklarını göğüslemiş olan KOMAL Yayınevi ’ rıin hem hakkı hem de ödeviydi. Bu tavır aynı zamanda, bütün yayın faaliyetleri yargılanıp, bütün büro ve ürünleri tahrip ve yağmalanan; yöneticilerinden dağıtımcılarına kadar bütün çalışmaları cezalandı­rılan ve birçok yayınevi görevlisinin halen cezaevleri'nde olduğu KOMAL'ın, devlet terörü karşısında sahiplenilmesi olarak da anlamlı bir iest olurdu.

KOMAL, iki yıldan bu yana Avrupa'da yeniden çalışmalarına başladı. Arkadaşların koşullarını yakından bilemiyorum. Belki kitap yine Türkiye'de legal olarak basılamayabilir. Bu işi diğer devrim- ci-demokrat yayınevleri omuzlamak durumunda kalırlardı, ama bu tür şeylerin en azından öneril­mesi, ithaf edilmesi; siyasal geleneklerimize olumlu değerler katmak açısından da gözardı edilmemeliydi. Kürdistan'a ilişkin yayın politika­sı ile devlet terörü'nün tüm hışmını çekmiş ve bunu emsalleri yanı sıra sömürgeci burjuvaziye karşı 12 Eylül sürecinde de kararlılıkla savunmuş olan KOMAL'a sahiplenmek önemli bir tavırdır. KOMAL'ın eleştirilmesi gereken yerde eleştiriden kaçınılmaması gerektiği gibi, sahiplenilmesi gereken yerde de sahiplenmekten kaçınılmaması gerekirdi.

"Tunceli Kanunu ve Dersim Jenosidi"nin yeniden yazımı ve yayınlanması her şeye karşın, son derece olumlu ve mutluluk verici bir olaydır. Önem­li bir çalışma ve inceleme böylece. ona çok ihtiya­cı olan Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine, bir bütün olarak Türkiye'deki bilim çevrelerine

kazandırılmış olmaktadır, ilk baskının önsözünde ise, özel 1ikle yeni kuşak okurlara KOMAL hakkında yanlış mesajlar iletilmiş olduğunu düşünüyorum. Sizin de katkınız ve emeğinizin büyük olduğu KOMAL'a haksızlık etmemek gerekir.

Çıkabilecek ilk uygun fırsatta KOMAL hakkındaki tanıklığınızdan kaçınmayacağınızı umarak; en içten selam ve saygılarımı sunuyor, çalışmaları­nızda başarılar diliyorum.

Sağlıcakla kalın. . .

 

Recep MARAŞLI /E. Tipi Cezaevi 2. Koğuş /AYDIN

 

 

 

KOMAL YAYINLARI

 

1.       DDKO Dava Dosyası 1. Ank. 1975

2.       Irak Kürt Halk Hareketi ve BAAS Irkçılığı, Ank. 1975

3.       İsmail Beşikçi Dava Dosyası 1, Ank. 1975

4.       Orhan Kotan, Gururla Bakıyorum Dünyaya, Ank. 1975

5.       Kürt Aşiretleri Üzerine Sosyolojik Tetkikler, Ziya Gökalp, Ank. 1975

6.       Koçgiri Halk Hareketi, Ank. 1975, II. Bs. 1976 XIX. YY. Kürdistan Üzerinde Mücadeleler, Ank. 1976

7.       Belasına Sevdalandığım Bebek, Sinan Sabri, İst. 1976

8.       Felsefe İncelemeleri, Ank. 1976

9.       Bilim Yöntemi, i. Beşikçi, Ank, 1976

10.   Kürtler, Minorski, İst. 1977

11.   Onbinlerin Kürdistan'dan Geçişi, Ksenefon, İst. 1977

12.   Kürtlerin Mecburi İskanı, i. Beşikçi, İst. 1977

13.   Bir Kürt Devrimcisi-Edip Karahan'ın Anısına, İst. 1977

14.   Welat, Seyit Alp, Ank. 1977

15.   Türk Tarih Tezi/ Güneş-Dil Teorisi ve Kürt Sorunu, İ. Beşikçi, Ank. 1977

16.   Kürdistan Tarihi, M. Emin Zeki, Ank. 1977

17.   Hedef Engel Üzerine, KOMAL, Ank. 1977

18.   Ürün Dergisindeki Bir Yazı üzerine, KOMAL, Ank. 1977

19.   Türkiye Reisi Cumhuru Gazi Mustafa Kemal Paşaya Açık Mektup, C. Ali Bedirxan, Ank. 1978

20.   Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü 1927 ve Kürt Sorunu, i. Beşikçi, İst. 1978

21.   Kürdistan 1918-1946, Lucien Rambout, İst. 1978

22.   Kürdistan üzerinde örgütlü Devlet Terörü ve İsmail Beşikçi Biyografisi, İzmir 1980

 

♦Denge Komal*

 

23.   Faşizm, Rızgari, Alm. 1980

24.   12 Eylül Darbesinin Anatomisi, Rızgari, Alm. 1981

25.   Generallerin Kanlı Yönetimi Devam Ediyor, Alm. 1981

26.   Ein Wisensachaltier in Türkischen Gefangis, İ. Beşikçi, Berlin 1981

27.   Filistin Faciası, Alm. 1982

28.   Ayrı Dur Ortak Vur, Alm. 1982

29.   Ünesco'ya Mektup, i. Beşikçi, İsveç. 1983

30.   Generaller Yargılanmalıdır, Ş. Kaya, İsveç 1983

31.   Direnen Diyarbakır, İsveç 1984

32.   Savunma, İ. Beşikçi, İsveç 1984

33.   Sancı, 0. Kotan, İsveç 1984

34.   Dogmalar , Tabular, Fanatizm vb. . . N. Bora, İsveç 1984

35.   Qolinc, Torî, İsveç 1985

36.   TU, M. Uzun, İsveç 1985

37.   Kürtlerde Sanat, Nergîza Torî, İsveç 1986

38.   Türk Tarih Tezi ve Kürt Sorunu, İ. Beşikçi (2. Baskı), İsveç 1986

39.   Recep MARAŞLI, "12 Yıl 8 Ay Sonra İkinci önsöz" Üzerine. (Broşür), 1990, Basel/Suis

 


Yorumlar